Bir ülkede marka tescili almış olmanız, maalesef diğer ülkelerde de tescil alacağınızın garantisi değildir. Marka hukuku “ülkesellik ilkesi” üzerine kuruludur; bu da her ülkenin patent ofisinin kendi inceleme sürecini bağımsız olarak yürüttüğü anlamına gelir.
Her ülkenin marka inceleme uzmanı, başvurunuzu kendi ulusal yasalarına, diline ve mevcut marka veri tabanına göre değerlendirir. Örneğin; “Apple” kelimesi Türkiye’de İngilizce bir kelime olarak tescil edilebilirken, ana dili İngilizce olan bir ülkede “elma” anlamına geldiği için (manavlık sektöründe) “tanımlayıcı” bulunarak reddedilebilir.
Markanız Türkiye’de kimsenin itirazı olmadan tescil edilmiş olabilir. Ancak aynı marka için Avrupa Birliği’ne (EUIPO) başvurduğunuzda, orada faaliyet gösteren ve sizinle benzer bir isme sahip olan yerel bir marka sahibi başvurunuza itiraz edebilir. Bu itiraz süreci kaybedilirse, markanız o bölgede tescil edilemez.
Bir ülkede marka olarak tescil edilebilen bir kelime veya logo, başka bir ülkede dini değerlere aykırı, argo veya halkı yanıltıcı bulunabilir. Bu tür durumlarda, ilk tesciliniz emsal teşkil etmez.
Yurt dışına açılırken “Zaten Türkiye’de tescilim var, orada da onaylanır” düşüncesi en büyük risklerden biridir. Global pazara yatırım yapmadan önce, hedeflediğiniz her bir ülkede ayrı bir “Marka Ön Araştırması” yapılması, hem itiraz risklerini hem de maddi kayıpları önlemenin tek yoludur.