İşletmenizi yeni bir ülkeye taşımak, markanızın küresel yolculuğunda heyecan verici bir adımdır. Ancak, fiziksel veya dijital olarak bir pazara girmeden önce kendinize sormanız gereken en kritik soru şudur: “Markam bu yeni sınırda yasal olarak kime ait?”
Marka hakları ülkeseldir. Türkiye’de elde ettiğiniz başarı ve tescil belgesi, girdiğiniz yeni ülkede size otomatik bir koruma sağlamaz. Yeni bir pazara tescilsiz girmek, şu riskleri de beraberinde getirir:
- Sizin başarınızı gören üçüncü kişiler, markanızı o ülkede sizden önce tescil ettirerek kullanımınızı engelleyebilir veya markayı size yüksek bedellerle satmaya çalışabilir.
- Marka tesciliniz yoksa, ürünleriniz taklit veya tecavüz şüphesiyle gümrükte durdurulabilir.
- Amazon, Trendyol Global veya benzeri dev platformlar, marka koruması (Brand Registry) için ilgili ülkenin tescil belgesini şart koşar.
Başarılı Bir “Genişleme” İçin 3 Altın Kural
- Türkiye’de sorunsuz kullandığınız bir isim, yeni pazarda çoktan tescil edilmiş olabilir. Hatta kelimenin o dildeki anlamı bile tescile engel teşkil edebilir. Başvuru yapmadan önce profesyonel bir “Marka Ön Araştırması” yaptırmak sizi binlerce dolarlık davadan kurtarır.
- Eğer yeni pazara girişiniz Türkiye’deki ilk başvurunuzdan sonraki 6 ay içinde gerçekleşirse, rüçhan (öncelik) hakkınızı kullanarak Türkiye’deki başvuru tarihinizi o ülkeye taşıyabilirsiniz.
- Hedef ülkeye göre ya doğrudan o ülkenin ofisine başvurmalı ya da Madrid Sistemi (WIPO) üzerinden tek bir dosya ile süreci yönetmelisiniz.