Uluslararası marka tescilinde Madrid Sistemi’ni kullanmanın herhangi bir dezavantajı var mı?

Evet, Madrid Sistemi (WIPO) çok uluslu tesciller için büyük kolaylık sağlasa da, başvuru sahiplerinin dikkat etmesi gereken bazı kritik riskler ve dezavantajlar bulunmaktadır.

  • Madrid Sistemi’nin en büyük yapısal riski, uluslararası başvurunuzun ilk 5 yıl boyunca Türkiye’deki (menşe ofis) esas markanıza göbekten bağlı olmasıdır. Eğer Türkiye’deki temel başvurunuz veya tesciliniz bu süre zarfında herhangi bir nedenle (itiraz, iptal davası, ret vb.) hükümsüz kalırsa, Madrid Sistemi üzerinden seçtiğiniz tüm ülkelerdeki başvurularınız da otomatik olarak iptal edilir.
  • Madrid Sistemi üzerinden yapılan başvurular, hem WIPO’nun şekli incelemesi hem de ilgili ülkelerin yerel ofislerine bildirim süreçleri nedeniyle zaman alabilir. Yerel ofislerin inceleme ve karar verme süresi genellikle 12 ile 18 ay arasındadır. Acil tescil belgesi gereken pazarlarda (örneğin distribütörlük anlaşmaları için), doğrudan ulusal başvuru yolu çok daha hızlı sonuç verebilir.
  • Dünya ticaretinin büyük bir kısmı sisteme dahil olsa da, her ülke WIPO üyesi değildir. Örneğin; Suudi Arabistan, Güney Afrika ve bazı Latin Amerika ülkeleri gibi stratejik pazarlar Madrid Protokolü kapsamında değildir. Bu ülkelerde koruma sağlamak için yine de yerel vekiller aracılığıyla doğrudan başvuru yapmanız gerekecektir.
  • Madrid Sistemi, genellikle 5 ve üzeri ülke hedeflendiğinde maliyet avantajı sağlar. Eğer sadece 1 veya 2 ülkede tescil planlıyorsanız, WIPO’ya ödenecek temel başvuru harçları ve TÜRKPATENT bildirim ücretleri eklendiğinde, doğrudan yerel bir vekil ile çalışmak toplam maliyette daha ekonomik ve güvenli olabilir.