İstediğiniz markanın bir başkası tarafından tescil edilmiş olması moral bozucu olabilir; ancak Türk hukukunda bu engeli aşmak veya riski yönetmek için hala stratejik seçenekleriniz bulunmaktadır. Benzer bir markanın varlığı, esas olarak önceki marka sahibine sizin başvurunuza itiraz etme hakkı tanır ve TÜRKPATENT başvurunuzu nispi ret nedenleri (SMK m. 6) çerçevesinde reddedebilir.
İşte bu durumda izleyebileceğiniz çözüm yolları:
Muvafakatname Almak (SMK m. 5/3): Türk hukukundaki en etkili yöntemlerden biridir. Eğer benzer markanın sahibiyle anlaşırsanız, kendisinden noter onaylı bir “Muvafakatname” alabilirsiniz. Bu belge TÜRKPATENT’e sunulduğunda, markalar benzer olsa dahi Kurum başvurunuzu reddetmez. Bu yöntem genellikle ekonomik bağı olan şirketler veya farklı pazarları hedefleyen işletmeler arasında kullanılır.
Mal ve Hizmet Listesini Sınırlandırmak: Çakışmayı önlemek için markanızı sadece benzer markanın faaliyet göstermediği alanlarda tescil ettirmeyi deneyebilirsiniz. Örneğin, karşı taraf “tekstil” alanında güçlüyse, siz başvurunuzdan tekstil sınıflarını çıkarıp sadece “gıda” alanına odaklanarak tescil şansınızı artırabilirsiniz.
Birlikte Var Olma Sözleşmesi (Co-existence Agreement): Tarafların markalarını hangi coğrafi bölgede, hangi ürünlerde veya hangi pazarlama yöntemleriyle kullanacaklarını belirledikleri bir sözleşmedir. Bu sözleşme, ileride tarafların birbirine dava açmasını engelleyen hukuki bir koruma sağlar.
Ayırt Ediciliği Artırmak (Düzenleme): Başvuruyu yapmadan önce, markanızdaki benzer ögeleri değiştirerek veya isme çok özgün görsel ögeler (logolar) ekleyerek “karıştırılma ihtimalini” ortadan kaldırmaya çalışabilirsiniz.
Hükümsüzlük veya İptal Davası Açmak: Eğer benzer olan marka son 5 yıldır kullanılmıyorsa, “kullanılmama nedeniyle iptal” davası açarak o markayı sicilden sildirebilir ve yolunuzu açabilirsiniz. Ayrıca markanın tescili kötü niyetliyse hükümsüzlük davası da bir seçenektir.